Blog

Read

Yaşar Safkan’ın Özgür Yazılım Günleri’ndeki Devops konuşması

Yaşar Safkan’ın Özgür Yazılım ve Linux Günleri 2014 28 Mart 15:00’te yaptığı konuşmayı aşağıdaki video’dan izleyebilirsiniz:

Sunum da şu:

Yaşar Safkan Özgür Yazılım ve Linux Günleri’nde konuşuyor

oylg2014-logo

 

Yaşar Safkan’ın seneki konuşmasının konusu “Devops: Kime lazım? Neden lazım?”.

Bu seneki Özgür Yazılım ve Linux Günleri geçen senelerden farklı olarak Beşiktaş’taki Bahçeşehir Üniversitesi kampüsünde yapılıyor. Programa şu linkten bakabilirsiniz. İki salon alabildikleri için bu sene sadece iki paralel oturum olacak.

 

 

DevOps: Kime Lazım, Neden Lazım?

DevOps, “development” ve “operations” kelimelerinin bir araya getirilmesinden oluşmuş bir kelime. Yani, “geliştirme” ve “operasyon”. Burada “geliştirme” dediğimiz zaman, yazılım geliştirilmesinden bahsediyoruz. Operasyon derken de, bu yazılımın çalıştırılması ve kullanımından bahsediyoruz…

Geliştirme, yazılımcılar tarafından yapılır. Yazılımcılar genellikle, kendi “güvenli alan”larından, yani kod yazma alanından dışarıya çıkmak istemezler. Kod hangi makinada çalışacak, oralara nasıl kopyalanacak, çalışma sırasında ne problemler çıkacak gibi sorunlara ilgi göstermek istemezler. Gösterirlerse de, bundan çok hoşlanmazlar.

İşin operasyon tarafına bakarsak, burada da “klasik” anlamıyla, kullanıcılar (ki genel olarak teknik olmayan insanlardan oluşurlar) ve sistem yöneticileri vardır. Sistem yöneticileri, yazılımları kurup kaldırırlar, sistemleri genel olarak çalışır halde tutarlar. Ancak yaptıkları bundan öteye gitmez.

Bir problem çıktığında nasıl çözümleneceği, belli başlı problemlerle nasıl baş edileceği de çok net değildir. Yazılımcı “ben yazacağımı yazdım”, sistemci de “ben bana geleni çalıştırdım” fikrindedir…

İşte DevOps, bu arada oluşan boşluğun cevabıdır. İçinde hem geliştirmenin operasyonunu, hem de operasyonun geliştirmesini içerir.

Read more

Yazılım Neden Olmaz? Müşteri ve Yazılımcı…

Yazının başlığı bile tartışma konusu oldu.

Yazılım, “olmuyor” değil çünkü. Bir şekilde, işler yapılıyor, oluyor, paralar veriliyor-alınıyor. Belli sürelerde de, bazı şeyler üretiliyor. Ancak, yazılımı yapan da, yaptıran da şikayetçi pek çok yerde. İğneyi de, çuvaldızı da her iki tarafa batırmak lazım. Yazılımın müşterisi ne istediğini ya da ne beklemesi gerektiğini bilmediği gibi, yazılımcı da eldeki iş için gerekli sonuçları nasıl elde edeceğini bilmiyor.

Sonuçta, başlığı böyle attım. Yazılım aslında “olmuyor”, yani “adam gibi” olmuyor. Yarım yamalak olan, iki tarafta da tam bir memnuniyet yaratmayan işleri “olmamış” diye tanımlarsak, yazılım basbayağı olmuyor işte.

Tabii, olayı subjektif bir “adam gibilik” tanımıyla bırakırsak, üzerinde tartışmak yada düşünce üretmek çok zor.

Read more

Hata Raporlama: Nasıl Yapılır, Nasıl Yapılmaz

Bugüne kadar, çok tane yazılım projesinde bulundum. Projelerin doğumunu, büyümesini, olgunlaşmasını ve hatta maalesef ölümünü gördüm…

Konumuz, proje üretime (ya da en azından teste) girdikten sonra, hata raporlama (“bug report”) olarak bilinen şey.

Neredeyse her projede, bir veya bir kaç acemi hata bildirmeye çalışan insan bulunur. Bunlardan epey bir tane eğittim. Ama eğitmekle bitecek gibi değil, hata raporlama okulda öğretilmiyor ki!

Yazıdan, “hangi sistemi kullanalım” tarzı bir bilgi çıkmayacak. Dediğim, kullanılacak hata takip sisteminden bağımsız, hatta kullanılacak sistemden daha önemli… Olabilecek en kötü çözüm olan e-posta yoluyla hata raporluyor bile olsanız, şu diyeceklerime uygun davranırsanız, işleriniz yürür.

Read more

Yaşar Safkan’ın yarın Özgür Yazılım Günleri’nde 15:00’da konuşması var!

Yarın 5 Nisan 2013 Cuma saat 15:00’te Yaşar’ın Özgür Yazılım Günleri’nde “Yazılımcının suçu ne?” adlı bir konuşması olacak. Ben de heyecanla bekliyorum. Ne anlatacaksın diye sordum 2 gün önce. ‘Bilmem. Daha düşünmedim’ dedi. Yaşar son dakikacılardan. Bakalım neler anlatacak..

Detaylı program şurda: http://www.ozguryazilimgunleri.org.tr/2013/etkinlik-programi/

Yaşar Safkan: Yazılımcının suçu ne?
Bir adettir, çıkmış gidiyor. “Yazılımcı fazla mesai yapar”, “Yazılımcı gece gündüz çalışır”, “Yazılımcı ağlamaz”, “Yazılımcı ölmez”… Her nedense, bunlar artık “olağanüstü” durumlarda olacak şeyler değil de, artık “normal operasyon” modu haline gelmiş. Yazılımcılık, kalecilik gibi bir iş. Topun en son geldiği yer. Teknik direktör futboldan anlamıyor. Orta saha sahaya hakim değil. Savunma hallaç pamuğu gibi dağılmış. Sonunda gol olunca, teknik direktör, orta saha, savunma, hepsi birden kaleciye yükleniyor “aha gol yedi salak” diye… Kardeşim, kalenin genişliği yedi metre otuz iki santim, kaleci tek başına bunun neresini kapatsın ki?

 

Safkan Yazılım Hack the Hackathon’daydı

Geçen hafta sonu Bahçeşehir Üniversitesi’nin Karaköy’deki binasında “Hack the Hackathon” vardı. Yani gittik Cuma akşamı Pazar akşamı öğleden sonraya kadar bir proje üzerinde çalıştık.

Akşam altı gibi başladı. Cuma akşamı Orhan, Yaşar, ben gittik. Açılış konuşmalarını dinledik. Microsoft ile Netmera sponsor olmuşlar. Microsoft “Windows 8 uygulaması yapın”, Netmera da “Backend’de bizim bulutu kullanın” dedi. Microsoft etkinliğe 5 Windows 8 telefonu getirmiş. Danışmanlık için de taa Finlandiya’dan Nokia’dan yazılımcı getirmiş. Arkasından fikirleri olanlar çıkıp anlattılar. Biz de anlatılan fikirlerin bir ortalamasını alıp ‘resim çekip lokasyon bilgisi ile resmi çeşitli yerlere yollayan bir uygulama yazalım’ dedik. Şöyle fikrin evrilişini anlatayım. Arada Ahmet Alpat‘a bizim fikrimiz yok deyince o da şu fikri verdi: “Etrafta tarihi eserlere harap edilebiliyor. Veya çöpler olmadık yere dökülüyor. Resim çekip lokasyon bilgisi ile bunları Beyaz Masa’ya gönderen bir uygulama yapın.” Biz “Bu biraz basit yahu” diye bir miktar küçümsedikten sonra aklımıza benzer şeyi trafik ihlalleri için yapmak istediğimiz geldi. Arkasından proje fikirlerini dinlediğimizde başka biri yaralı hayvanlar için resim ve lokasyon bilgisini alıp Twitter’dan yayınlayan bir uygulama fikrinden bahsetti. Hayvanseverler bu twitter hesabını takip edip yakınlardaysalar gidip o hayvana yardım edebilirler. Bunu da duyunca dedik ki olay resim, lokasyon ve duyurma. Biz bunu yapalım. Trafik’in bir web formu var. Oraya da gönderecek şekilde yaparız. Hatta fikirler anlatılırken biz de şunu yapmak istiyoruz deyince kalabalıktan biri uygulamamıza ismini de verdi: Gammaz.

Read more

Yöneticilik ve Liderlik Üzerine

Bunların üzerine yazıp çizen çok… Bir ukalalık da ben edeyim, bir şeyler de ben söyleyeyim dedim. Haddim midir? Bilmiyorum. Olay teknik olmayınca, insanın haddi mi, değil mi karar vermesi de çok kolay olmuyor. Öte yandan, risk olmazsa, kazanç da olmaz. Dolayısıyla, buyrun uyduruyorum…
Kelime anlamlarından yola çıkmayı severim. Kavram kargaşasını biraz önlemeye yaradığını düşünürüm çünkü. Yöneticilik ve liderlik… Aynı cümlelerde, bilemediniz aynı paragraflarda hayatlarını geçiren kelimeler bunlar. Köklerine bakıp biraz yorum yapalım:
Yöneticilik: En kökünde, “yön” var. Gidilecek doğrultu falan anlamında. Yönetmek ise, başkasına yön vermek anlamında olsa gerek. Yönetici, başkalarına yön veren, yöneticilik ise bu işin adı…
Liderlik: Burada bir tek “lik” eki Türkçe maalesef. Lider olma işi haline getiriyor kelimeyi. Lider ise yabancı kelime, TDK’ya inanırsak, Fransızca “leader”dan geçmiş Türkçe’ye. Türkçesi olarak “önder, şef” veriyor yine TDK büyük sözlük. Önder sanırım anlam olarak daha yakın. Kelmenin yabancısında da, yerlisinde de (önder) bir önden gitme durumu var. Yani, lider dediğimiz, başkalarının önünden giden ya da onları peşinden götüren demek… Liderlik de bu “iş”in adı. (Bu bir iş tanımı olabilir mi, o ayrı bir mesele.)
“Yönetici” ve “lider”, zihnimde farklı imajlar yaratıyor. Yönetici deyince, ona buna komut yağdıran biri geliyor aklıma. Lider deyince ise, insanların peşinden gittiği biri geliyor. Yöneticinin yüzü insanlara bakarken, insanların yüzü lidere, liderin yüzü ise ileriye bakıyor, yine kafamdaki görüntülerde…

Read more

İLETİŞİM